Asus PG27UQ monitör incelemesi

Asus PG27UQ monitör incelemesi

 

Siyah temalı, bol detaylı, gayet şık bir kutudan monitörün kendisi, metal ayaklarıyla standı, biraz büyükçe, 180W’lık bir adaptör, Display Port kablosu, HDMI kablosu ki özel, altın kaplamalı kablolar bunlar, mutlaka bunları kullanın, USB 3.0 kablosu, taşıma çantası içinde akrilik projektör lensi, boş lensler ve alışılageldik dökümantasyonlar çıkıyor. Monitör 3 yıl garantili.
 
Karşınızda mat siyah çerçeveli bir monitör var, evet çerçeveleri kalınca, misal veriyorum çok daha uygun fiyatlı ROG Swift PG278QR çok daha ince çerçevelere sahip. Alt ve üst şerit, birbiriyle orantılı kalınlıkta, köşeler hafif yumuşatılmış, fırçalı metal misali bir kısımla ufak detaylar işlenmiş.
 
 
 

Metal ayakları şu ana kadar deneyimlediğim en sağlam, en stabil ayaklar. Masada ki benim masam 60CM derinliğinde, normal bir masa yani, ayaklar ciddi yer kaplıyor, haberiniz olsun. Bakır rengi, robotik bir dokunuşlar, insan gücüyle eğilip bükülemeyecek metal ayakların üzerindeki çizgiler, standın ki bu kısım sert plastikten Titanyum rengi, ROG serisinden bildiğimiz robotik bir tasarım var, zevkler renkler farklı, açıkçası ben seviyorum bu tasarım dilini.

 
 
Standın tasarımı değil, işlevi önemli. Öne arkaya açılandırabiliyorsunuz, yükseklik ayarı yapabiliyorsunuz, sağ sol da yapabiliyor ve isterseniz pivot kullanıma da açık. İşin özü şu aslında, bir oyuncu monitörünü geçtim, her monitöre lazım böyle stand, sabit standlara göre rahatlığı, kullanışlılığı bambaşka. Bu arada, Vesa destekli, duvara da çoklu monitör standlarına da monte edilebiliyor.
 
 
Arkadaşlar, monitörde küçük çapta olsalar da iki tane projeksiyon var, projeksiyon dediğim ufak bir LED aslında. Bir oyuncuya, oyundaki performansı için bir artıları yok tabii lakin hoş bir detay mı, bence hoş, güzel görünüyorlar mı, bence güzel. Masaya yansıyanın kutudan çıkan ek lensleri var, misal veriyorum YouTube kanalınız var, bir logonuz var, onu işleyin, kendi logonuzu yansıtsın. Duvara yansıyan düz yüzeyde işe yarıyor tabii ama bende tablo var duvarda, oraya çıkmadan ayarıyla daha yakın veya daha uzağa genişçe yansıtabiliyorsunuz.
 
 
Ekrana bakıyoruz sonuçta, kimse monitörün arkasını çevirip bakmıyor diye düşünüyorum ben ama ASUS buraya da ciddi kafa yormuş. Büyük ve parlak bir ASUS logosu, RGB aydınlatmalı, Aura Sync destekli. Çok parlak değil, yani duvara yansımasını göremiyorsunuz. Bir E-spor turnuvası düşünün, monitörlerin arkası size dönük, üzerindeki robotik çizgiler, havalandırma ızgaraları, gri-siyah, üzerine doku işlenmiş paneller, kesinlikle çok hoş ama iş eve gelince, arkadaşlar arkası arkada kalıyor.
 
 
 
Giriş çıkışlarda bir HDMI 2.0, bir tane DisplayPort 1.4, USB 3.0 giriş çıkışları ve ses için 3.5mm jack var. Bir tane de kapağı var, kablolamayı yaptıktan üzerine kapatıyorsunuz, çok daha temiz ve düzenli görünüyor.
 
 
Büyük büyük kontrol butonlarımız var, ele gelir, kullanması kolay butonlar, monitörün arkasına çok uzanmanıza gerek kalmıyor.
Şimdi size bu monitörü bir teknoloji demosu haline getiren, aynı zamanda da bu videonun çekildiği tarih itibarıyla tüm bunları aynı pakette sunan ilk monitörün özelliklerini sıralayacağım.
 
 
Karşımızda 27 inç, 16:9 formatında, 4K çözünürlükte, 144Hz’e kadar çıkabilen, HDR destekli ve Griden griye 4MS tepki süreli, mat bir AHVA IPS, 10-bit (8bit+FRC) bir monitör var. FHD 240, 2K 165 ve 3440×1440 monitörlerde 100Hz’i görmüştük Asus tarafında ama 4K 144Hz, işte bu alanında bir ilk, 163PPI piksel yoğunluğu ki 27 inç bir monitörde olunca her şey cam gibi net.
 
 
G-SYNC HDR ile desteklenmiş bu panel, G-SYNC HDR, normal G-SYNC’e kıyasla Intel Arria serisi FPGA modülleri ve 4GB DDR4-2400MHz RAM ile desteklenmiş, maliyeti 500 doları bulan çok daha güçlü bir paket, öyle ki aktif soğutmaya ihtiyaç duyuyor.
 
 
 
Etrafta gürültü yoksa gün içerisinde de duyabiliyorsunuz fanı ama oyun sesi, kasanın gürültüsü, bunlara gerek kalmadan etraf gürültüsü rahatlıkla bastırır, rahatsız edici bir durum yok. Lakin ben sistemimle aynı odada yatıyorum, sistemi kapattınız uyuyacaksınız, o gece karanlığında monitörü kapattıktan sonra bir süre daha çalışan fanı, belirli bir mesafeden tabii dip ses olarak duyabiliyorsunuz.
 
 
4K 144Hz, G-SYNC HDR, bunlar bile yeter dediniz ama ASUS yetmez diyor işte. Normal bir LED aydınlatmalı monitörde 1 tane aydınlatma olur, LED bir ışık kaynağı LCD paneli ortadan veyahut özellikle de TV’lerde kenarlardan aydınlatır. Lakin bir paneli aydınlatma konusunda en iyi yöntem Full Array, yani paneli sık aralıklarla, çok sayıda LED dizilimiyle aydınlatmaktır. Dynamic Local Dimming olarak da bildiğimiz bu kurulum dahilinde PG27UQ tam 27 inçe yayılan tam 384 LED ile aydınlatılıyor. Sürekli olarak 600nit, ki bir monitör için gayet iyi, anlık olarak da, sahnenin belirli kısımlarında tabii, 1000nit’e çıkabiliyor. Bu arada, üzerindeki sensör ile bulunduğunuz ortamın ışığına göre ekran ışığını kendi ayarlayabiliyor da, ister açın ister kapayın bu özelliği, güzel bir detay.
 
 
Renk başarımı. TN ve IPS’i ayıran en önemli şeylerden biri hız ve renk gösterim gücü. Quantum Dot destekli PG27UQ SRGB’nin %125’ini, Adobe RGB renk gamutunun %99’unu, DCI-P3 dediğimiz film endüstrisi standardı renk gamutunun da %97’sini karşılıyor, kısaca profesyonel üretkenlik işlerinizde de, Pro Art serisi gerçek 10-bit bir panel kadar değil ama kullanabileceğiniz bir monitör. Bu nitelikleri PG27UQ’yu dünyanın DisplayHDR1000 sertifikasyonuna sahip ilk ve bu videonun çekildiği tarih itibarıyla tek monitör haline getirmiş. 1000:1 kontrast ve HDR’da 50000:1 kontrast oranına sahip.
 
 
Çözünürlüğü, aydınlatması, renk gösterim gücü tarafındaki sayılar, kontrastı, Burak, bunlar gerçek hayatta nasıl bir şey ortaya çıkarıyor. Numara bir, bu monitörün hakkını verir bir HDR film izlediğinizde renkler, renklerin ayrımı, aralarındaki ton farkını, detaylarını SDR bir monitöre, içeriğe göre çok daha iyi seçebiliyorsunuz, monitörde film izlenmez diyenleri döndürür. Siyahlar bir OLED misali derin, filmin altında üstünde siyah barlar kalır ya, ortadaki görüntünün ışığı bu siyah barlara uzanır, grimsi bir hal alır buradaki siyahlar, işte Local Dimming ile buradaki aydınlatmalar kapatılıyor, siyah olması gereken yer siyah kalıyor. Sadece bu siyah şeritler değil, sahnenin içindeki herhangi bir yer, siyah olması gerekiyorsa oradaki aydınlatmanın şiddeti ona göre ayarlanıyor. Bu aydınlatmanın geçişleri arasındaki hızı da belirlemek mümkün, ben hızlıyı seçtim, en makbulü bu, gözlerim rahatsız olmadı, sizin rahatsız olursa hızını azaltırsınız.
 
Sonuçta bu bir oyuncu monitörü, oyunda oynadık. Monitörde aslında 2 tane temel tazeleme hızı seçeneği var, biri 4K 120Hz biri 4K 144Hz. 4K 120Hz’de Full RGB 4:4:4 şeklindeki renk örneklemesiyle, yani daha fazla renk detayıyla görüntü alabiliyorsunuz, 4K 144Hz’de 4:2:2 şeklindeki renk örneklemesiyle sıkıştırılma uygulanıyor, renklerden bir miktar taviz veriyorsunuz. Ben 4K 144Hz’de masaüstü deneyiminde metinlerin kenarlarında oluşan ufak bozulmalarla sıkıştırmayı gözlemleyebildim, video düzenlerken de ton olarak fark etti. Oyunlara ise renklerin koyulaşması şeklinde yansıyor, sanki ek bir renk ayarı da uygulanıyor bu sırada.
 
Oyun dedik. Ben bol bol CS:GO ve Overwatch oynarım, böyle oyunlarda bir rekabetçiyseniz panel hızı olarak, görebildiğiniz kare hızı olarak rakibinize yetişebilmeniz gerek. Asus’un hali hazırdaki ROG Swift monitörlerinde olduğu gibi gayet keyifli, hızlı bir şekilde oynayabildim. TV ve IPS arasındaki fark bu monitörü ele alırsak, Asus’ta TN 1ms monitörler var sonuçta, aradaki fark gözardı edilebilecek kadar az ama yine hangisi daha hızlı, TN daha hızlı. TN’e göre renkler ise çok çok iyi, Overwatch çok daha renkli bir oyun CS:GO’ya göre, renkler böyle etkileyiciyken aradaki minimal hızı farkı, benim gibi hem profesyonel video içerik üreten hem de oyun oynayan biri için hiç önemli değil.
 
 
4K 144Hz’i, yani 144Hz’i besleyebildim mi peki? Test sistemimde Asus Maximus X Hero anakartı üzerinde i7 8700K işlemci ve ekran kartı olarak yine Asus’un GTX1080Ti Strix ekran kartını kullandım. LoL, Dota, CS:GO, Overwatch, çevrimiçi, rekabetçi oyunlarda GTX1080Ti gibi bir kartla ve detay ayarlarıyla oynarsanız bir şekilde 4K 144Hz’i doyurursunuz ama misal veriyorum Assassins Creed Origins, Far Cry 5, böyle oyunlarda, yüksek ayarlarda iki GTX1080Ti bile yeterli gelmeyebilir.
 
 
HDR1000 destekli monitör dedik, dünyada ilk bir monitör var karşımızda. Her oyun HDR destekli değil, HDR aynı zamanda ekran kartına ekstra yük bindiren, Nvidia Pascal mimarisi tarafında performanstan yaklaşık %10 kırpan bir şey. HDR’ın özü de şu, aynı sahnedeki parlak ve karanlık tonlar hakkında SDR’a göre çok daha fazla ton bilgisi gönderebiliyor. HDR oyunlarda parlağın daha parlak, renklerin de daha canlı olması şeklinde yansıyor daha çok. SDR’a göre çok etkileyici mi? Filmlerde evet ama oyunlarda daha çok renklerin çok daha canlı hale geldiğini görüyorsunuz, parlak sahneler de daha parlak hale geliyor, daha keyifli gibi görünüyor. Oyunun HDR ayarlarını da yapmak lazım, yoksa burada olduğu gibi ışık patlayabiliyor. Performansı oyundan oyuna çok değişiyor, rekabetçi bir oyuncu ille de aramaz HDR’ı diye düşünüyorum.
 
 
Özetle, Asus ROG Swift PG27UQ hem oyun için hem de profesyonel içerik üretmek için çok iyi bir çözüm. 4K 144Hz panel, HDR1000 desteği, dolayısıyla G-SYNC HDR, 384 noktadan aydınlatması, inanılmaz keyifli renkleri, simsiyah koyu tonları, sahneye göre 1000nit’e çıkabilmesi üzerindeki projeksiyon aydınlatmalar, genel tasarımı derken fiyata gelelim, neden teknoloji demosu olduğu ortaya çıksın. Bu videonun çekildiği tarih itibarıyla PG27UQ’nun fiyatı yaklaşık 2500 dolar, Türkiye’de de neredeyse 25 bin liraya tekabül ediyor. Arkadaşlar, fiyatın açıklaması şu, ASUS gerçekten zamanının ötesinde, şu anda monitör sektörü için mümkün kılınmış tüm teknolojilerin kullanıldığı bir monitör ortaya koymuş.
 
 
Zamanının ötesinde, rakipsiz bir cihaza zamanının ötesinde bir fiyat biçilmesi abes bir şey değil ama misal veriyorum benim gibi bir teknoloji, oyun meraklısı için bile hayal gibi bir ürün, çok fazla bir ürün. Benim gibi kendi çapında rekabetçi oyunlar oynayan, rakibiyle arasına donanımsal bir fark girmesin isteyenler için tamam yine ucuz değil ama PG278QR gibi, hız anlamında aradığınız her şeyi bulabileceğiniz monitörler var. Ama diyorsanız ben öyle bir monitör almak istiyorum ki her şeyi ama her şeyi olsun, 4K 144Hz’i besleyebilecek bir kasa da kuracağım, monitör camiasındaki hiçbir teknolojik yenilikten mahrum kalmasın, paramın da sonu yok, işte o zaman ASUS ROG Swift PG27UQ alabileceğiniz en uç çözüm.
 
 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM